Bolu Voleybol

Mektepli mi, Alaylı mı?
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 48
ZayıfEn iyi 
Salı, 03 Mart 2009 11:16

MEKTEPLİ Mİ ALAYLI MI?

  

Spor Bir insanın Her Durumda farklı Olmasını Sağlar.” 

 

 

Merhaba sevgili voleybol severler sizlere bu yazımda antrenörlük mesleği hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

 


Yazımın başlığından da anlaşılacağı gibi iki farklı eğitim düzeyindeki antrenörleri karşılaştırmak istiyorum. Bu antrenörlerin aldığı eğitimin özellikleri nelerdir? Doğru eğitim hangisidir? Sorularına cevap aramaya çalışacağız.

 


Öncelikle halk içinde mektepli dediğimiz antrenörlük nasıl bir modeldir bunu açalım. Bu grupta bulunan antrenörler ilk, orta, lise eğitimlerinden sonra üniversitelerin Beden Eğitim ve Spor Yüksekokullarının başta Antrenörlük Eğitimi bölümü ile Beden Eğitimi Öğretmenliği ve Spor Yöneticiliği bölümlerinden mezun olan kişileri kapsar. 4 yıllık eğitim sürecinin en az 2 yılında uzmanlaşacağı branşla ilgili dersleri yoğun olarak alır ve aynı zamanda kulüplerde stajını yaparak öğrenimini tamamlar ve futbol hariç bütün branşlarda 3. Kademe Kıdemli Antrenörlük Belgesini (beden eğitimi öğretmenliği ve spor yöneticiliği bölümlerinde 1. kademe) almaya hak kazanarak mesleğe atılırlar.

 


Alaylı dediğimiz antrenörlük grubu ise GSİM’ nin veya ilgili spor federasyonların açtığı 2 haftalık kurslara katılarak 1. Kademe Antrenörlük Belgesi almaya hak kazanan kişilerdir.

 


Aslında bu iki modeli karşılaştırırken bir antrenörde olması gereken özellikler neler onları da bilmek lazım.

 


• Öncelikle antrenörlüğünü yapacağı alanı çok iyi bilmesi gerekir.
• Sporcu psikolojisini bilmesi gerekir.
• Kendi alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek kendini yenilemesi gerekir.
• İletişim becerisi üst düzeyde olmak zorundadır.
• Sağlam bir kişiliği olmalı.
• Kuvvetli ve yeterli motivasyonu olmalı.
• Mesleğini sevmeli, kendine güveni olmalı.
• Yaşayış ve davranışları ile örnek olmalı.
• Doğru sözlü ve güvenilir olmalı
• Tereddütlerini,  kendi hata ve kusurlarını belli etmemeli.
• Kişilik yapısı dışa dönük olmalı.
• İyi bir psikolog olup insan kişiliğinden anlamalı.
• Liderlik özellikleri olmalı.
• Takımda ben yerine biz dinamiği kurmalı.
• Ceza ve ödüllendirmede dengeli ve ölçülü olmalı.
• Genel kültürü ve mesleki bilgisini artırmak için, arayış içinde olmalı.
• Fiziksel yetenekleri tam olmalı. (Sağlık, atletik yetenekler, görsel ve işitsel kavrayış v.s.) (maddelerin bir kısmı F.Korkmaz’ın bir yazısından alınmıştır.)

 

 

Bu saydığımız maddelerin hepsinin mutlaka ideal bir antrenörde bulunması gerekir.

 

 

Bir diğer önemli nokta ve aslında en can alıcı nokta çok iyi bir öğretme yeteneğine sahip olabilmesi, anlattığı şeyleri karşısındaki sporcunun en doğru şekilde algılamasını sağlaması gerekir. Peki, bunu yaparken o alanda çok iyi oynaması gerekiyor mu? Örneğin bir voleybol antrenörü üst düzeyde voleybolcu olmalı mı? Bu soru biraz kafaları karıştırabilir. Bana göre iki özelliğin de kişide olması çok iyi bir durum olur, ya da bir beceriyi sporcuya aktarabilecek kadar o branşı biliyorsa, bunu farklı öğretim yöntemleri kullanıp sporcunun öğrenmesini sağlıyorsa, bunun antrenör için yeterli bir düzey olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan voleybolu çok üst düzeyde oynuyor olabilirsin ama öğretmeye gelince iki kelimeyi bir araya getiremiyorsan oynadığın üst düzey voleybol biraz geri planda kalabilir. Yine de en ideal olanı başta da dediğimiz gibi bir antrenörde iki yeteneğin de var olmasıdır.

 


Şimdi yazımızın başlığına gelecek olursak bana göre mektepli olsun veya alaylı olsun eğer antrenör kendini geliştirmiyorsa hep kendinde varolan bilgiler üzerine antrenörlüğünü sürdürüyorsa  4 yıllık yüksek öğrenim görüp bu alanda uzmanlaşması bir şey ifade etmeyebilir. Ama 4 yıl okuyup 2 yıl sırf o alanda uzmanlaşan bir antrenörün de 15 günlük kurs sonunda antrenörlük belgesi alan bir antrenörden çok daha fazla öğrendiği şeylerin olduğu da inkâr edilemeyecek bir durumdur. Bunların bir kaçını sayacak olursak; sporcuya nasıl davranacağını bileceği Spor Psikolojisi dersi, toplum ve sporu konu alan Spor Sosyolojisi, 2 yıl yoğun bir şekilde aldığı uzmanlık dersleri ( teknik, taktik, antrenman bilgisi, beslenme, kurallar, analiz vb.), lig takımlarından birinde yaptığı staj uygulaması ve daha birçok ders.

 


Bu dersleri 15 günlük bir sürede sıkıştırmak çok komik bir durum aslında 15 günlük süreçte dersin adını zor öğrenirken içeriğini ve amacını nasıl kavrayacaksın. Ama gidip 15 günlük kurslarda belgeyi alıp ve kendini sürekli geliştirerek yenilikleri takip eden ve büyük başarılar kazanan antrenörler de var.

 


Antrenörlüğün ülkemizdeki en büyük sıkıntılarından bir tanesi ise bu mesleğe devlet tarafından yeterli ilgi ve desteğin gösterilmemesini de ekleyebiliriz. Bu mesleği çok iyi şekilde icra edebilecek yetenekli, okumuş nice milli sporcular var iken ülkenin ekonomik şartları bir antrenörünün sadece bu mesleği yaparak hayatını idame ettirebilmesi ise neredeyse mümkün değil. Bu yüzden birçok antrenör mesleğini ancak ikinci iş olarak yapmak zorunda kalıyor. Antrenörlük ikinci planda kalınca da yeterli zaman ayrılmadığı için ülke için üst düzeyde sporcu yetiştirmek ve bununla beraber başarı elde etmek gittikçe zor bir durum haline geliyor.

 


Sonuç itibariyle antrenörlüğün öncelikle ülke çapında önemli bir meslek olduğunu herkesin anlamasını sağlayarak ve devlet tarafından gereken ilginin gösterilip bu meslekteki zor olan şartlar iyileştirildikten sonra, Antrenörlüğü severek, isteyerek bir yaşam tarzı haline getirip bu alanda öğrenimi tamamladıktan sonra uzmanlaşarak en üst seviyelere çıkarabilecek ve dünya çapında başarı sağlayabilecek sporcular yetiştirebilen kişileri ön plana çıkarmak gerekir. Zaten bunları yaptıktan sonra başarının gelmemesi için hiçbir neden yoktur diye düşünüyorum.

 

 

“BİR MİLLETİN SPORDA GÖSTERDİĞİ AZİM ONUN GELECEĞİNİ YÜKSELTİR.”

 

 

 

 

Hamit ÖZDAMAR

Beden Eğitimi Öğretmeni

Voleybol Antrenörü ve Hakemi


 

 

Yorumlar  

 
# evin 2009-03-05 22:35 Kalemine sağlık canım. güzel olmuş Cevap | Alıntı | Alıntı
 
 
# ilhan AKMAN 2009-03-13 17:25 Hamit hocam kapsamlı ve açıklayıcı bir yazı olmuş…Sonuçta liderlik yada karizma apayrı bir özellik ve genelde doğuştan geliyor..Bu özelliğe sahip olmayınca aldığı eğitim ne olursa olsun çok başarılı olamaz…
Tabi alttaki resimde olduğu gibi sürekli bağırarak geçici başarılar elde edilebilir :)…Ama asıl başarı kalıcı olandır..Buda emek ve sevgi ister…
Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

- Lütfen BÜYÜK HARFLE yorum yazmayınız. Yorumlarda Türkçe dil yapısını kullanmaya özen gösteriniz.
- Kişi veya kurumlara yönelik hararet vb. olumsuzluk içeren yorumlarda sorumluluk, yorum yapana aittir. Yorumun aktif edilerek haber altında gösterilmesi, sorumluluk sahibini değiştirmez.
- Yorum yaparken istenilen bilgileri eksiksiz olarak doldurunuz. Aksi taktirde sistem mesajınızı kabul etmeyecek ve yorumlarınız tarafımıza ulaşmayacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Bolu Voleybol İl Temsilciliği | Hosting OMN BiLiSiM | Tasarim: Engin KARAGOZ